KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
07 Eylül 2010 Salı
Fen Adamı Nedir31 Ağustos 2010

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Demir Köprülü;Projelere değer verilmiyor

Demir Köprülü;Projelere değer verilmiyor

Tarih 05 Temmuz 2010, 01:05 Editör Musfafa Fazlıoğlu

Demir Köprülü;Projelere değer verilmiyor

Demir Köprülü: “Projelere değer verilmiyor”
Röportaj: Devrim BOZKURT / Fotoğraf: Garo MİLOŞYAN

Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Demir Köprülü ile elektrik proje üzerine bir röportaj yaptık. Sektör hakkındaki görüşlerin yanı sıra kalite ve standartlar, diğer disiplinlerle koordinasyon, kontrolörlük gibi birçok konuda görüşlerini aldığımız Köprülü, projelere yeterli değerin verilmediğini ve Türkiye’de parasal açıdan bir karşılığının olmadığını söyledi

Erde Elektrik ve faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik Anonim Şirketi, elektrik mühendisliği kapsamına giren tüm proje, kontrollük ve müşavirlik konularında hizmet vermek amacıyla, 17 Temmuz 1978 tarihinde Erde Elektrik ünvanı ile kuruldu. Erde Elektrik büyüttüğü hedeflerini gerçekleştirebilmek için, 16 Mayıs 1989 tarihinde şirketleşerek Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik Anonim Şirketi unvanı ile çalışmalarına başarı ile devam etmektedir. Kurucu ortağım ile 2000 yılı ortalarında ayrıldık. 22 yıllık süreç içinde yarattığımız, proje, uygulama ve pazarlama şirketleri hisse devirlerini yaptık. Ben Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik A.Ş. hisselerini aldım. Bu tarihten itibaren yaşanan iki ekonomik krize rağmen ayakta durmayı başardık ve büyük projelere adımızı yazdırdık. Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik Anonim Şirketi, yurt dışı projelerde Amerika, İngiltere, Finlandiya, İtalya, İsviçre ve Alman firmalarıyla müşterek çalışmaları dışında, Libya, Irak, Suudi Arabistan, Romanya, Arnavutluk, Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan gibi ülkelerde iş yapan Türk Müteahhitlerin birçok projelerini, bölgesel standartlara uygun olarak hazırlamıştır.

Biri İsviçre’de, diğeri Almanya’da hizmet veren konusunda uzmanlaşmış iki firma ile 1999 yılında ayrı ayrı ortaklıklar kurulmuş, yerel projelerde beraber çalışılmış ve çalışmalar halen devam etmektedir.

Sektör hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Eskiden işverenler, projesini yaptıracağı firmayı seçerken firmanın tecrübesine, bu türde bir binanın projesini yapıp yapmadığına? Projeyi zamanında teslim edip etmediğine bakar bu gibi araştırmalardan sonra projeyi çalışacağı firmaya verirdi. Tabii ki teklif aldığı firma ile pazarlık yapardı. 2001 krizinde bu durum kısmen değişti, 2009 krizinde ise neredeyse hiç dikkate alınmıyor. Artık sayılı işverenler hariç, çoğunluğu verilen tekliflerin en düşük olanına işi veriyor. Önceleri sayıları az olan, şimdi ise hemen hemen tüm yüklenici firmalar, “uygulama işini alırsam proje parası almam” diyerek proje yapmaktadırlar. Proje, tamamen bağımsız projeciler tarafından yapılmalıdır. Ben, tükenmek üzere olan bu grup içinde yer almaktayım.

Bu dönem piyasa bir felaket. EMO’nın en az ücret tarifesinin yarısına, hatta biraz daha altına iş yapan proje firmaları var. Sektörde, bir nakit sıkıntısı var veya işverenler tarafından suni olarak yaratılıyor. Parasını çok uzun zaman sonra aldıklarımız ve halen alamadıklarımız bulunmaktadır. Özetle sektörün içinde bulunduğu durum bu.

Sektörde esas olarak durulan yer, dip rakam. Bunun önemini bilen ve ona göre hareket eden kişilerde var tabi ama çok az. Eskiden çok daha önemliydi, işte bu firmanın şöyle bir geçmişi var, şöyle bir tecrübesi var diye bakılırdı. Şu anda durum öyle değil.

Yaptığımız projeler, uygulanabilir projelerdir. Eğer mimari planlamada değişiklik olmaz ise, uygulama projesine göre hazırlanan keşif özeti toplam fiyatı, artı – eksi çok düşük oranlarda değişkenlik gösterir. İşveren yapacağı yatırımın elektrik tesisatı işlerinin toplam fiyatını baştan bilir ve bütçesini ona göre ayarlar. Başta da söylediğim gibi proje, doğru bir projeciye verilmemiş ise, işverenin işin başında ayırdığı bütçe rakamının, işin bitiminde 1,5-2 katına çıkması olasıdır.

Diğer disiplinlerle koordinasyondan bahsedebilir misiniz?

İşverenler önceleri mimarı seçerdi. Mimar, güvendiği ve birçok projede beraber iş yaptığı statik, mekanik ve elektrik proje ofisleriyle çalışırdı. Dolayısıyla işverenimiz mimar olurdu. Projenin koordinasyonunu mimar üstlenerek birbirlerini çok iyi tanıyan bir ekip oluştururdu. Şimdi ise teklif talebi direkt yatırımcıdan ya da işverenden geliyor. Tüm proje disiplinlerinden (mimari, statik, mekanik, elektrik) ayrı ayrı teklif alan yatırımcı ya da işveren, en düşük fiyatı veren projecilere işi veriyor. Proje bir ekip işidir. Koordinasyonu mimarın üstlenmesine rağmen, birbirini tanımayan, prensiplerini, çalışma şekillerini bilmeyen bir ekip oluşuyor.

İşverenin ayrı ayrı teklif alması, her disiplinden 3-4 firmadan teklif istemesi farklı bir rekabetin oluşmasına sebep oluyor. Rekabet kaliteyi artırır. Ancak proje ofislerinin rekabetinden fiyatlar dibe vuruyor ve maalesef kalite de düşüyor. Kaliteli yapılar, en düşük fiyatla değil belli bir maliyeti olan tasarımı iyi yapılmış proje ile gerçekleşir. Ortaya çıkan bazı projelerin uygulanamaz olması, yeniden proje yapılmasını ve iki defa proje bedeli ödenmesini gerektirmektedir.


KİMDİR Demir KÖPRÜLÜ
1942 Karabük doğumlu Demir Köprülü, 1960 yılında Zonguldak Erkek Sanat Enstitüsü Elektrik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 1 yıl Sümerbank Sivas Çimento Fabrikası elektrik bakım atölyesinde, 1 yıl İstanbul, Bakırköy Sümerbank Pamuklu Mensucat Fabrikası elektrik tesisat atölyesinde, yaklaşık 2,5 yıl Yarımca Nişasta ve Glikoz fabrikasında elektrik teknisyeni olarak çalıştı. Kurulma aşamasında olan Ayazağa Süper Ateş Tuğla Fabrikası’na geçerek burada 2,5 yıl elektrik teknisyeni olarak hizmet veren Köprülü, bu süre içinde Almanya Batı Berlin’deki Karabedarf firmasında 6 ay süre ile otomatik kontrol ve kumanda sistemi üzerine staj yaptı. 1969 yılında ara verdiği üniversite eğitimine başlayan Demir Köprülü, aynı tarihte Cedetaş Elektrik Proje firmasına teknik ressam olarak girdi ve 1974 yılında İDMMA’den elektrik mühendisi ünvanıyla mezun olduktan sonra aynı firmada büro yönetmeni olarak çalışmasına devam etti. 17 Temmuz 1978 tarihinde ortağı ile birlikte Erde Elektrik’i kuran Köprülü, 1981 yılında diğer ortaklarla beraber Arma Mühendislik şirketini kurdu ve Erde Elektrik kurucu ortakları, 1988 yılında Arma ile yollarını ayırdıktan sonra, Erde Mühendislik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi kurdu. 16 Mayıs 1989 tarihinde Erde Elektrik adi ortaklığını A.Ş.’ne dönüştüren Demir Köprülü, 1991 yılında Erde Pazarlama Mümessillik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi kurdu. 2000 yılı ortalarında kurucu ortağından ayrılıp uygulama ve pazarlama şirketlerini devredip Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik A.Ş.’yi alan Köprülü; halen 32. yılını tamamlamak üzere olan Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapmaktadır.

Sorumluluğun alt yükleniciye ait olması ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

Projecinin yaptığı doğru bir projeyi yüklenici yanlış yapmışsa sorumluluğun tamamen yükleniciye ait olduğu görüşündeyim. Projeci, yaptığı projenin mesleki kontrollüğünü yapıyorsa o zaman işin tamamından projeci ve yüklenici sorumlu olmalıdır. Ancak son zamanlarda projeciye mesleki kontrollük hizmetleri yaptırılmıyor. İşveren bu iş için, ya kendi mühendisini kullanıyor ya da projecinin dışında başka bir mühendisle çalışıyor. Projeci projesini yapmış ve teslim etmiştir. Bundan sonra projecinin sorumluluğu kalmamıştır.

Sorumluluk yüklenici ve yeni ekipte olacaktır. Yüklenici işi aldıktan sonra, belli bir süre içinde proje ve şartnameleri inceleyecek, yanlış gördüğü yerler varsa işverene bildirecektir.

Kontrolörlük ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

1969 yılından beri proje işiyle uğraşıyorum, eskiden böyle değildi. O zamanlar projecilerin bir güvenilirliği vardı, projeci ne derse o olurdu, sözü geçerliydi. Her projeden sonra mesleki kontrollük hizmetleri muhakkak projeciye verilirdi. Ama şimdi öyle olmuyor. Fiyata bakılıyor. Mesleki kontrollük hizmetlerinin kesinlikle projeci firma tarafından yapılması gerektiğini düşünüyorum. Senin fiyatın yüksek ise başka bir mühendisi bulup işin başına geçirebiliyorlar. Bunun kesinlikle yanlış bir uygulama olduğu görüşündeyim.

Proje yapan firmanın taahhüt işini de yapmasının etik olmadığına ilişkin görüşler var, sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Ben bu konunun canlı örneğiyim. Kurucu ortağımdan ayrılmadan önce bizim grup içerisinde 3 firmamız vardı, ben projeye bakıyordum, ortağım taahhüde, bir başka ortağımızda pazarlamaya bakıyordu, her birimizin şirketi ayrıydı. Biz aynı binada ayrı katlarda, üç ayrı şirket olarak çalışıyorduk. Bizim taahhüt şirketi, yaptığımız projenin sadece adını bilirdi. Hiçbir zaman yaptığımız projede kendi taahhüt grubumuzu ön plana çıkarmadık. Tamamen bağımsız proje yapıyorduk ki ayrılmamızın nedenlerinden biri de budur. Bizim bu konudaki yaklaşımımız, sadece işverene “bizimde taahhüt firmamız var, teklif alabilirsiniz”in ötesine geçmemiştir. Projeyi bedavaya yaparız gibi bir yaklaşım sergilemedik, projemizin bedelini alırdık ve hiçbir şekilde projemizi yaparken taahhüt firmamızı ön plana çıkaracak bir tavır içerisinde olmadık. Şimdi öyle değil, artık sektörde bu olay var. Bağımsız olmak en ideali, aynı grup içerisinde de demin belirttiğim şekilde çalışabiliyorlarsa neden olmasın.

Önceden işler, elektrik-mekanik-statik projecilere, mimari gruplardan gelirdi. Şimdi ise direk yatırımcıdan ya da işverenden geliyor. Mimarlardan gelen teklifler azaldı, işverenler mimarları işin başı saymak yerine, herkesten ayrı ayrı istiyor. Buda farklı bir rekabetin oluşmasına sebep oluyor.

Projeciler belirli markaları işaret ediyorlar gibi sitemler oluyor. Ürün seçimlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?

Bir firma beni ve birkaç grubu zamanın birinde rekabet kuruluna falanca firmanın ürününü kullanıyorlar diye şikayet etmişti. Rekabet kurulundan geldiler, bizde kendilerine sadece bir firmanın değil birkaç firmanın adını yazdığımızı söyledik. Şartnameyi düzenlerken firmaları çağırıp malzeme ve şartname hakkında bilgi alıyoruz. Bazı proje firmaları bunu alıp olduğu gibi şartnameye aktarıyor. Biz ise bunu eliyoruz, kendimizden de bazı istekler katıyoruz. Rekabet kuruluna da en iyi ürün hangisi, uygulandıktan sonra en iyi verimi hangi üründen alırızı gözettiğimizi anlattık.

Bazen aynı özelliklere sahip onlarca ürün olabiliyor, bunların hepsini birden yazma imkanınız yok. Dediğim gibi içinden en iyi verimi nasıl alırız ona bakıyoruz. Şikayetten biz aklandık. Burada ürünün kendisi, servisi, çalışma şekli, piyasadaki durumu, vb. konularda var. Şikayet eden firmayı da yazdığımız başka şartnameleri gösterdik kendilerine, yani bu durum projeye göre de değişiklik gösterebiliyor.

Teknoloji ile olan ilişkileriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Firmalar periyodik ziyaretlerde bulunuyorlar. Yeni ürünleri kataloglardan tanıtıyorlar, 15 günde bir hafta sonları, çeşitli firma yetkilileri ofis personeline eğitim veriyor. Fuarlar var, teknik geziler var.

Onun dışında tüm yeni yönetmelikleri takip ediyoruz. Seneler önce Yapı Kredi Plaza’ların (A, B ve C Blok) projelerini hazırlıyoruz. Yangın algılama ve alarm sistemi üzerinde çalışıyoruz. Çok adette zon ve metrelerce kablo çıkıyor. Bu arada yangın malzemeleri pazarlayan bir firma ziyaretimize gelip bize adresli yangın sistemini anlattı. Sistem hoşuma gittiği ve bu tür çok detektörlü binalarda kesinlikle uygulanması gerektiğini düşünerek adresli sistemi pazarlayan bir başka firma olmamasına rağmen bu sistemi, projeye dahil etmeyi tasarladım. Belkide adresli bir sistemi Türkiye’de projelendiren ilk kişiyim. Bu sistemi pazarlayan tek firma olmasından dolayı, diğer yangın firmalarından çok eleştiri aldım. Adresli sistem için tukaka diyen bu firmalar, daha sonra adresli, akıllı, pek çok akıllı sistemler getirdik diye ortaya çıktılar. Demek ki olması gerekeni yapmışım.

Yurtdışıyla kıyaslarsak sektör hakkında neler söylenebilir?

ABD çok ileride. Bu ülkede bölünmeler yerine, birleşmeler var. Büyük proje ofisleri oluşmuş. Hatta Amerikanın bir şehrinde değil, 8-10 şehrinde ofisi olan firmalar var. Bu firmalardan biri ile beraber çalışmalarım oldu. Standartları belli, tüm süreçleri doğru bir şekilde planlanmış, noksan bilgi içermeyen paftalar üretiyorlar Amerika, İngiliz, Finlandiya, Alman proje firmaları ile çalışmalarım sırasında çok kaliteli projeler gördüm bunun dışında Arabistan, Mısır ve Libya proje firmaların yaptığı projelerle de karşılaştım. Bunların 3.-4. sınıf projeler olduğu görüşündeyim. Proje çalışmalarını beğendiğim Amerika ve Avrupa menşeli firmaların projelerinden beğendiğim her şeyi projelerime aktarmışımdır.

Bizim yaptığımız projeler, uygulanabilir projelerdir. Eğer mimaride bir değişiklik olmazsa keşif rakamı çıktığında artı-eksi çok düşük oranlarda değişkenlik gösterir. İşveren yapacağı yatırım için ne kadar para harcayacağını bilir.

Kıyaslama yapacak olursak, Amerikalı veya Avrupalı projecinin yaptığı projeden bir noksanı olmayan projeler üretilebiliyor Türkiye’de. Ancak bir farkla, Türkiye’deki projeci 1 alırken Amerikalı veya Avrupalı projeci 4-5 misli para alıyor. Onlar gerektiği kadar elemanla çalışırken, biz 3-4 elemanlık işi 1 elemanla çözmeye çalışıyoruz, onlar hafta sonu tatilleriyle yıllık tatillerini (1 ay yaz, 1 ay kış) yapabiliyorlarken, biz ise akşam, gece, hafta sonu çalışıyoruz, şansımız varsa bayram tatiliyle birleştirerek 1 hafta yıllık tatil yapabiliyoruz.

Best dergisi haziran 2010 sayısından alıntıdır.

Bu haber 164 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Roportajlar

Kendi enerjinizi üretmeye hazır mısınız

Kendi enerjinizi üretmeye hazır mısınız Kendi enerjinizi üretmeye hazır mısınız

En Büyük Jeneratör Fabrikası Türkiye'de Yapılıyor

En Büyük Jeneratör Fabrikası Türkiye'de Yapılıyor En Büyük Jeneratör Fabrikası Türkiye'de Yapılıyor

HABER ARA


Gelişmiş Arama

AKTUEL HABER

GAZETELER



elektrikhaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi