KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
05 Eylül 2010 Pazar
Automation Fair'10Electric Fair'10Energy Fair'10Solar Fair'10
Fen Adamı Nedir31 Ağustos 2010

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

AB'de nükleerin geri dönüşü

AB'de nükleerin geri dönüşü

Tarih 23 Temmuz 2010, 21:53 Editör Musfafa Fazlıoğlu

AB'de nükleerin geri dönüşü

AB’de nükleerin geri dönüşü

Çernobil faciasından tam 23 yıl sonra, Brüksel ve AB’nin büyük ülkeleri eski nükleer santrallerin kapatılması ve yenilerinin kurulması konusunda tartışma başlattı.

Avrupa Birliği genelinde nükleer enerji uzun bir süre tabu olarak kaldı. 1957 tarihli Euratom anlaşması, birliğin enerji bağımsızlığını sağlamak amacıyla Avrupa nükleer sanayiini kurmayı amaçlamıştı, fakat Almanya gibi bazı üyelerin buna karşı çıkması, kurumsal engeller ve ortaya konan imkanların yetersizliği bu anlaşmanın sonuca ulaşmasını mümkün kılmadı. Bunun sonucunda her ülke kendi bildiği yolu izledi. 1986 yılında yaşanan Çernobil faciası ise nükleer konusunun iyice soğumasına ve yeniden bir tabu halini almasına neden oldu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Borroso nükleer enerji konusunda bu güne kadar net bir tavır koymadı. Ne nükleer enerjiyi destekleyen ülkelere, ne de nükleer enerjiye karşı olan ülkelere yakın durdu.

2007 yılından bu yana ise, Brüksel nükleerin dönüşünü destekler bir tutum sergiliyor. Enerjiden Sorumlu Avrupa Komiseri Andris Piebalgs, nükleer enerjinin küresel ısınma ile mücadelede ve AB’nin enerji bağımsızlığına ulaşmada önemli bir unsur olduğunu ifade ediyor.

27 AB üyesi arasında, nükleer reaktöre sahip olan veya sahip olmak isteyen ülkelerin sayısı 2004 yılında gerçekleşen genişlemeden bu yana artmış durumda. Slovakya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Litvanya uzun zamandan bu yana nükleer reaktöre sahip ülkeler arasında. Rus gazına bağımlılığını azaltmak isteyen Polonya da, nükleer reaktör inşaat etmeyi düşünüyor. Fakat nükleer konusunda atılan adımlar oldukça yavaş. Bunun başlıca nedeni de resmi olarak nükleer enerji kullanımını onaylaman Almanya gibi ülkeleri endişelendirmemek.

Komisyon nükleer reaktörlerin güvenliğine yönelik kontrollerin daha iyi koordine edilmesinin yollarını arıyor. Bu kapsamda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı çerçevesinde belirlenecek bazı kuralların yasa haline getirilmesi planlanıyor. Bu sayede Komisyon, uluslararası standartlara uymayan ülkeleri Avrupa adaletine taşıyabilecek.

AB genelinde bazı ülkelerin nükleere bakışı ise şöyle:

Almanya

Nükleer konusu Eylül ayında yapılacak olan seçimlerin ana gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Eğer Başbakan Angela Merkel liberal FDP ile çoğunluk oluşturmayı başarabilirse, 2000 yılında imzalanan anlaşmayı yeniden gündeme getirebilir. Bu anlaşma 2020 yılına kadar faaliyet halinde olan 17 reaktörün kapanmasını öngörüyor. Yeşiller anlaşmanın yeniden gündeme getirilmesini karşı çıkıyorlar. Nükleer enerjisine destek verenler ise, bu enerjinin hem ucuz hem de garanti enerji anlamına geleceğini ifade ediyorlar. Aynı zamanda nükleer enerjinin karbon emisyonlarını azaltmakta tek yol olduğunu da ileri sürüyorlar. Almanya 2020 yılına kadar karbon emisyonunu yüzde 40 oranında azaltmayı planlıyor.

İtalya

İtalya’da nükleer konusunda büyük bir karmaşa hakim. Fransa ve İtalya arasında imzalanan anlaşma 2030 yılına kadar İtalya içinde en azından 18 nükleer santral kurulmasını öngörüyor. Bunun yanı sıra İtalya, Çernobil faciasının ardından 1987 yılında gerçekleştirdiği referandumda, nükleerden enerji üretiminin yasaklanmasını kabul etmişti. Dolayısıyla ülkede nükleerin enerji üretiminde kullanımı hala yasak. İtalyan hükümeti uzun bir süre halkı yeniden nükleere geri dönmeye hazırlamaya çalıştı. Bunun için de öncelikle  İtalya’nın elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini ithal ettiği; elektriğin Fransa’ya oranla iki kat daha pahalıya geldiği gibi argümanları ön plana çıkardı. Bugün ise Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlanmasını bekliyor nükleer konusundaki gelişmeleri belirlemek için. İtalya genelinde halkın nükleere yaklaşımı şu an için olumsuz.

İngiltere

İngiltere 2008 yılında yeni nükleer santrallerin kurulmasına yeşil ışık yaktı. Bunun nedeni olarak enerji bağımlılığının azaltılması ve çevrenin korunması gösterildi. 15 Nisan 2009 tarihinde nükleer santrallerin kurulacağı 11 alan belirlendi. Avrupa’nın en eski nükleer parkına sahip olan İngiltere’de, nükleer santrallerin yeniden gündeme gelmesinin başlıca nedenleri olarak elektrik fiyatlarının yüksekliği ve petrol kaynaklarının tükenmeye başlaması gösteriliyor. İngiltere’de faaliyet halinde olan 14 nükleer santral ülke genelinde elektrik tüketiminin yüzde 20’sini gerçekleştiriyor. Fakat nükleer konusundaki olumsuz gelişmelerden birisi, cari açık nedeniyle hükümetin yeni nükleer santral inşaatlarına yardım sağlayamayacak olması. Devletin tek sağladığı kolaylık inşaat izinlerini vermek.

İsveç

İsveç, 2005 yılında dört nükleer santralinden birini kapatarak, nükleer konusunda geri adım atan ülkelerden ilki oldu. Santralin kapatılması, 2010 yılına kadar İsveç nükleer santrallerinin tümünün kapatılmasını öngören siyasi bir karar doğrultusunda gerçekleşti. Fakat bu eğilim 2009 kışında tamamen tersine döndü. 2006 yılından bu yana görevde olan merkez sağ hükümet, eski nükleer santraller yerine yenilerini yapmayı düşündüğünü açıkladı. Sosyal demokratların başını çektiği solcu yeşiller ise Mart ayında yaptıkları açıklamada, nükleer santrallerin ürettiği elektriğin, yenilenebilir enerjiler tarafından üretilmeye başlayana kadar, bu santrallerin çalışmasına izin vereceklerini söylediler.

Yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesine yönelik plana uyulduğu taktirde, nükleer santraller 2020 yılına kadar kaldırılmış olabilir. İsveçliler ise bu sürenin daha uzun olacağı görüşündeler.

İspanya

Kullanım süresi Temmuz 2009’da tamamlanacak olan Garona santralinin kapatılması, ülkedeki nükleer tartışmasının temelinde yer alıyor. Eğer Nükleer Güvenlik Konseyi 1971 yılında kurulan bu reaktörün çalışmasına yönelik teknik açıdan yeşil ışık yakarsa, İspanyollar bu kez sosyalist hükümetin alacağı kararı bekleyecekler. İspanyol hükümeti ise nükleer enerjiden vazgeçilmesini ve 2028 yılına kadar ülkedeki 8 nükleer reaktörün kapatılmasını istiyor.

Belçika

Belçika 2003 yılında verdiği karar doğrultusunda, 2015-2025 yılları arasında yedi nükleer reaktörünü kapatmayı planlıyor. Bu reaktörler şu an için Belçika’nın toplam elektrik üretiminin yüzde 60’ını gerçekleştiriyor. 2003 yılında alınan bu kadar sadece çevrecileri ve sosyalistlerin bir bölümünü mutlu ediyor. Ülkenin en büyük elektrik üreticini GDF Suez ve ortağı Electrabel, kapatma kararının geri çekilmesini isterken, bunun karşılığında yenilenebilir enerjiler ve enerji tasarrufu sağlayacak teknolojilere yatırım yapacaklarını ifade ediyorlar. Federal hükümet ise, bünyesindeki farklı görüşler yüzünden kararsız kalmış durumda.

Fransa

Fransa nükleer konusunda dünya lideri konumunda bulunuyor. Ülke, nükleer konusunda yaptığı araştırmalar (Atom Enerjisi Komiserliği), entegre sanayi grubu Areva ve dünyanın en büyük nükleer elektrik üreticisi EDF sayesinde nükleer konusunda önemli bir model oluşturuyor. Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’nın nükleer konusunda sahip olduğu teknolojik mükemmelliği satarak, ülkenin ekonomisine büyük katkılar sağlanabileceğini dile getiriyor. Öte yandan her üç Fransız’dan ikisi, elektriğin nükleer enerjiden elde edilmesinden mutlu olduğunu ifade ediyor.   

Dünya genelinde nükleer

Bugün dünya genelinde 31 ülkede 439 nükleer reaktör bulunuyor. Yaklaşık 40 reaktörün inşaatı devam ederken, proje aşamasında olan nükleer sayısı 240’a ulaşıyor. 2008 yılında nükleer santraller tarafından tüketilen uranyum oranı 70 bin ton olarak gerçekleşti.

Dünya genelindeki nükleer reaktörlerin toplam kapasitesi 375 gigawatt boyutunda. Uluslararası Enerji Ajansı kurulu kapasitenin 2030 yılında 650 gigawatt’a ulaşabileceği tahmininde bulunuyor.

Bugün dünya sahnesinde nükleer enerji piyasası dört büyük aktör arasında paylaşılmış durumda. Bunlardan birisi Areva. Areva’nın Mitsubishi ile sanayi anlaşmaları bulunuyor. İkincisi Toshiba tarafından satın alınan ABD’li Westinghouse. Üçüncüsü Hitachi-General Electric. Dördüncüsü ise Rosatom-Siemens.

Nükleer pazarında önemli konumda olması beklenen bir diğer ülke de Çin. Bunun nedeni Pekin’in ikinci nesil reaktör üretimi ile yakından ilgileniyor olması. Öte yandan oldukça masraflı olacak yatırımları paylaşmak için Avrupa genelinde yeni ittifakların kurulacağı tahmin ediliyor. Bu kapsamda EDF, E.ON, Enel, GDF-Suez, Iberdola gibi şirketler gündeme geliyor.

Uzmanlara göre nükleer yatırım savaşları özellikle gelişmekte olan ülkelerde ön plana çıkacak. Bu ülkeler arasında ilk telaffuz edilenler ise Güney Afrika, Brezilya, Türkiye, Hindistan, Çin ve Güney Doğu Asya.

Elektrik üretiminde nükleer oranı (%)

Fransa                       76.9

Litvanya                    64.4

Slovakya                    54.3

Belçika                       54.1

Ukrayna                     48.1

İsveç                         46.1

Ermenistan                43.5

Slovenya                   41.6

İsviçre                       40.0

Macaristan                36.8

Bulgaristan                32.1

Çek Cumhuriyeti        30.3

Finlandiya                  28.9

Almanya                    25.9

euractiv

Bu haber 54 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Güncel Haberler

Yıldız Uluslararası Enerji Türk Zirvesine Katıldı

Yıldız Uluslararası Enerji Türk Zirvesine Katıldı Yıldız Uluslararası Enerji Türk Zirvesine Katıldı

İkizler Aydınlatma Orion Serisi

İkizler Aydınlatma Orion Serisi İkizler Aydınlatma Orion Serisi

HABER ARA


Gelişmiş Arama

AKTUEL HABER

GAZETELER



elektrikhaber.net
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi