Temiz enerji
Ediz Hun
ediz.hun@tg.com.tr

VARSA YOKSA ÇEVRE!
Petrole bağımlılık bir problem olma özelliğini devam etti-rirken, toplumlar fosil yakıtların çevreyle ilgili olumsuz etkileri konusunda endişelerini gizlememektir. Oysa temiz enerji kaynakları yanı başımızda duruyor. İnsanlık artık istese de istemese de bu kaynaklara yönelmek zorundadır.
KÖMÜR ÇIKARILIRKEN BİLE ZARAR VERİYOR
Fosil yakıt türleri, daha kaynaktan çıkarılırken çevreye zarar verilmekte ve çevre için sürekli bir risk oluşturmaktadır. Gerek hava kirliliği, gerekse global iklim değişikliği açısından kömür, fosil yakıtlar arasında çevreye en fazla zarar verenidir.
Sevgili okurlar, kendi kuşağımızın yararlandığı enerji sistemlerinin, çocuklarımızın sağlığına zarar vermesi veya gelecek nesillerin yararlanacakları global iklimi değiştirme riskinin göze alınması hiçbir yönüyle kabul edilemez. Bu nedenle, birçok ülke enerjinin daha verimli, çevreyi kirletmeyen biçimlerde kullanıldığı araştırmalara hız vermekte ve farklı enerji kaynaklarından birlikte yararlanmaya yönelmektedir. Enerji, insanların günlük hayatlarını sürdürmeleri ve kendi sağlıklarını koruyabilmeleri açısından bir zarurettir. Ancak bu gücün yaşamımızdaki vazgeçilmez yerinin yanında, meydana getirdiği çevre kirliliğini de hesaba katmak gerekir.
KARBONDİOKSİT ZEHİRLİYOR!
Enerjinin üretimi; ısınma, aydınlanma hareket enerjisine dönüştürülmesi gibi tüketim şekilleri çevre kirliliğine neden olmaktadır. Çevreye yönelik etkileri açısından, fosil yakıtlar arasında da önemli farklılıklar bulunmaktadır. Aradaki temel ayırım noktalarından biri, içerdikleri karbondioksit (CO2) miktarıdır. Başlıca sera gazlarından, dolaysıyla da küresel ısınmanın sorumlularından biri olan karbondioksit, fosil yakıt kullanımına dayalı ekonomilerin önündeki en önemli problemdir. Karbon, bütün fosil yakıtların içinde bulunan temel bileşendir ve yanma olayı sonucunda serbest kalır.
Günümüzde karbondioksit konsantrasyonlarının milyonda 383 parça düzeyine ulaşmış olması, global bazda iklimsel değişiklikleri (ısınma, kuraklık, aşırı yağışlar gibi) tetiklemektedir. İklimi dengelemek için, atmosferde bulunan karbon emisyonlarının azaltılması gerekmektedir. Eğer bu amaca ulaşmak isteniyorsa, yakıt seçiminin taşıdığı önem göz ardı edilemez. Karbondioksitin yanında azotoksitler (NOx), karbonmonoksit (CO) ile kükürtdioksit de (SO2) büyük ölçüde hava kirliliğine ve asit yağmurlarına yol açmaktadır.
Bu durumda en uygun çözüm Yenilenebilir Enerji kaynaklarıdır. Çünkü bu tür kaynaklar, mevcut karbondioksit konsantrasyonuna yeni bir ek yapmamaktadır.
Su, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji ve güneş enerjisi gibi kaynaklardan yararlanan teknolojiler bugün fosil yakıt kullanımına dayanan teknolojilerle rekabet edebilecek düzeye yaklaşmakta ve önümüzdeki yıllarda daha da hızlı bir gelişme göstermeleri beklenmektedir. Bunların dışında, kendi yakıtlarını üreten nükleer reaktörler ile füzyon reaktörleri de bu grupta ele alınmaktadır.
ÇEVREYİ HESABA KATMADAN OLMAZ
Enerji kaynakları; gelecekte de tükenmeden kullanılabilmeleri, ekonomik olmaları, sağlığa ve çevreye etkileri bakımından farklılıklar gösterirler. Enerjinin sağlanmasında izlenecek politikaların içinde, geleceğe yönelik çevre koruma projeleri de bulunmalıdır. Çünkü enerjinin türü, üretimi ve kullanımı, doğrudan çevreye etkide bulunur.
Değerli çevre dostları, önümüzdeki zamanın akışında, yeni nesillerin yetiştirdiği genç bilim adamları, kim bilir insanlığın yararına hangi buluşların aktörleri olacaklardır? Güzellikler içinde bir hafta geçirmenizi diliyor, sevgiler sunuyorum.
Yeni nesil ürün HİDROJEN
Petrolün, doğalgazın bugünkü pek çok kullanım biçiminin yerini almaya aday olan “Hidrojen“ gazının başlıca enerji nakil aracı durumuna gelmesi bekleniyor. Hidrojen, herhangi bir kaynaktan gelen elektrik enerjisi aracılığıyla üretilebilir. Bunun için kullanılan yöntem “elektroliz“dir. Ayrıca hidrojen elektriğe göre çok daha kolay depolanabilir. Bunun için basınçlı tanklar kullanılabilir, Hidrojen kriyojenik (aşırı soğutulmuş) sıvı haline dönüştürülebilir. Hidrojen kullanımına geçişi kolaylaştırabilecek bir başka husus, hidrojenin hem doğrudan doğruya doğal gazdan hem de okyanuslar gibi çeşitli yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilebilmesidir.
Bir kurtarıcı: DOĞALGAZ
Doğalgaz hidrokarbonların en basitidir. Doğalgazın bileşeninde bulunan başlıca madde METAN, en temel organik moleküllerden biridir. Metan dört hidrojen atomuyla çevrili bir karbon atomundan (CH4) oluşmaktadır. Doğalgazın yalınlığı özellikle az kükürt içermesi, diğer hidrokarbonlara göre hava kirliliğine daha az meydan vermesi şeklinde değerlendirilir. Doğalgazla ısınma, kömürden ya da petrolden elde edilen enerjiyle ısınmaktan daha temizdir. Doğalgazda kükürt ve zerrecikler (partiküler madde) çok az miktarda bulunmaktadır ya da hiç yoktur. Doğalgaz kullanımının artmasına çevre açısından yöneltilen en büyük itiraz, metanın ısı tutucu güçlü bir gaz oluşuyla ilgilidir. Bu yanıyla metan, karbondioksitten sonra atmosferde birikerek sera etkisini artıran ikinci önemli gazdır. Eğer doğalgaz kullanımındaki artış, büyük miktarlarda metangazı kaçaklarına yol açarsa, global ısınma süreci güçlendirilmiş olacak, böylece karbondioksit emisyonlarının azaltılmasından sağlanan kazanımların fazla değeri kalmayacaktır.
Füze değil temiz enerji parçaları!
Çanakkale’nin Ezine ilçesine Gama Enerji A.Ş’ye ait GARET şirketi ile General Elektrik tarafından ortaklaşa kurulacak Rüzgâr Enerji Santralinin devasa kule, kanat ve güç üniteleri gemiyle limana böyle getirildi.
8 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve dün montajına başlanan proje ile 2.5 milyon ağaca eşit miktarda bir karbondioksit emisyon azaltımı sağlanacak.
http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?ID=464562