KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
20 Mayıs 2012 Pazar
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Sımsıcak Ekonomi

B.Bertan Günder

23 Ocak 2011, 15:49

B.Bertan Günder

Sımsıcak Ekonomi

Barış Bertan Günder

birgunder@gmail.com

 

 Merkez bankası aralık ayında 0.50 baz puan indirdiği politika faiz oranını 20 ocakta yaptığı toplantıda 0.25 baz puan daha indirerek 6.25’e çekti.Üstelik toplantıdan önce Başkan Durmuş Yılmaz faiz indirimlerinin dolaylı ithalatı artırıcı etkisinden bahsederek piyasada bu toplantıda faiz indirimi yapmayacak beklentisini doğurmuştu.0.25 lik faiz indirimi bu nedenle piyasaların kafasını karıştırmış acaba diğer üyeler ile başkan aynı şeyi düşünmüyor mu yorumlarına yol açmış oldu.

Peki bu faiz indirimleri sonucu genişleyen kredi hacmi ve zaten dışarıdan yükselen enerji ve gıda fiyatlarıyla gümbür gümbür gelmekte olan enflasyonun ülkeye girmesine munzam karşılıklarının arttırılması kafi gelmezse ne olacak? Aslında kafi gelmediğinin dünyada örnekleri de olduğuna göre Merkez Bankasının önceliğinin Cari açık olduğunu ve bu almış olduğu kararları da geçen yazımızda belirttiğimiz açığın gelmiş olduğu son noktadan oldukça rahatsız olduklarının bir yansıması olarak görmek yanlış olmaz. Yüzde 55’lere kadar inmiş olan ihracatın ithalatı karşılama oranı geçmiş tecrübelere göre durumu ve hametini ortaya koymaya yetiyor da artıyor bile.

Peki 2010 yılında ülkeye yoğun olarak giriş yapan yabancı sermaye girişiyle değerlenen TL yi görürken ve tüm dünyada faiz indirimleri de devam ediyorken şimdi yaptığı faiz indirimlerini o zaman yapsa yani ihracatçı isyan ederken "benim kur hedefim yok arkadaşlar" diyeceğine faiz indirimlerini kesmeyip biraz daha devam ettirseydi şimdikinden daha iyi bir Cari açıkla tablosuyla karşılaşmaz mıydık acaba.Şimdi ise tüm dünyada faiz arttırımları başlamış ve ardı ardına devam ederken bir tek biz faiz indiriyoruz ve bu durum hiçte proaktif davranılmadığını ve piyasanın gerisinde kalındığını gösteriyor.Ama Merkez bankamızı da aslında çok fazla suçlamak da bir anlamda doğru değil.

Çünkü her türlü açıkla mücadele etmek aslen Merkez Bankalarının değil hükümetin görevidir.

Eğer hükümet Cari açığı finanse etmek için sıcak paraya kapıyı ardına kadar açıyorsa yani çoğu portföy yatırımlarından vergi alınmıyorsa Merkez bankası elindeki faiz silahıyla bunu ne kadar engelleyebilir ki. Ülkeye giren sıcak para doları bozdurup hisse senedine yatırım yaparda seneler sonra bile çok yüksek bir kazançla hisseyi satıp üstüne üslük doları bozdurduğundan daha düşük bir kurdan geri alıp bir kuruşta alım satım kazancı vergisi vermeden ülkeden ayrılabiliyorsa bu parayı kapıdan kovsanız bacadan girer yine gelir.

Düşünün ihracatçı hala 10 sene evvelki kurla ihracatını yapıyor.Yani örneğin on sene evvel on dolara sattığı kumaşı 15 liraya tl ye çevirip onunla sabit giderlerini karşılıyordu. Şimdide on dolara sattığı kumaş hala 15 lira ediyor ve yine sabit giderlerini ödeyecek.Peki bu on senede elektiriğe, suya, doğal gaza ve personel maaşlarına yapılan zamlar nasıl karşılanacak?Açıklanan enflasyon rakamları herkesçe ortak kanıdır ki kimse tarafından gerçekçi bulunmaz. Bu gerçekçi bulunmayan enflasyon bile neden hiç kurlara yansımaz.Sakın bu on yıllık enflasyon sıcak paranın cebinde olmasın!

Üretici ve vatandaş enflasyonun bedelini sonuna kadar, öderken sıcak paranın umurunda olmaz ve kaymağını yer.Çünkü sıcak para için enflasyonun kaç çıktığı o ülkedeki kurları kendisi belirleyebildiği sürece önemli değildir. ülkedeki siyasi istikrar ve yüksek reel faizin dayanılmaz cazibesiyle bozdurduğu doları seneler sonra bile daha düşük kurdan yerine koyabiliyorsa onun adına ister dalgalı kur deyin ister sabit kur yoktur aslında birbirlerinden pek bir farkı.

O kendimizi hep bir parçası hissettiğimiz ve uyum sağlamaya çalıştığımız AB ülkelerindeki vergi oranları neden örnek alınmaz acaba?

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden biri olan Brezilya, sıcak paraya karşı tobin vergisi koyarken bizde neden şiddetle karşı çıkılır acaba? Çünkü Brezilyanın bizim gibi bir cari açık problemi yoktur. Dolayısıyla sıcak para kaçar yada gelmez korkusu da yoktur.

Cari açığını bizim gibi sıcak parayla kapatan bir ülkenin vergi koyması da tabi ki daha zordur.

Çünkü bizde mantık şudur. Cari açık bir şekilde karşılanabiliyorsa problem yoktur.

Yani Cari açıkla da bütçe açığıyla da mücadele etmek aslen Merkez Bankasının değil hükümetin görevidir çünkü asıl silahlar hükümetin elindedir.Ama hükümet bunu kullanmamaktadır.

Çünkü enerjide dışa bağımlılık devam ettikçe cari açık devam edecek, cari açıkta devam ettiği sürece ülkemiz sıcak paraya muhtaç kalmaya devam edecektir.

Merkez bankası olsa olsa geçmişte de bazen olduğu gibi bir kısım medyanın da gayretiyle bir hedef saptırma yada bir günah keçisi olarak ta kullanılmaya çalışılacaktır maalesef.

Peki bu uluslararası sermayenin, bu ülkeden bu kadar tatlı paralar kazanmış hükümete hiç mi bir aferini olmayacaktır.

Olacak tabi...Not arttırımlarının zamanı gelmiştir artık. Bir yandan hükümete destek olsun diye artacak notumuz,zaten notumuz çoğu battı batacak denilen Avrupa ülkelerden bile daha düşük seviyede bırakılmış olduğu için artacak notumuz.

Ama söylenen yazılan bu olmayacak...Hükümetin ekonomideki üstün başarısı ve siyasi istikrarın ürünüdür bu not arttırımı denecek tabi ki...

Eee olsun o kadar da değil mi...

Bu haber 353 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi