KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
20 Mayıs 2012 Pazar
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Ekonomik büyüme tek başına yeterlimidir

B.Bertan Günder

28 Ocak 2011, 01:01

B.Bertan Günder

Ekonomik büyüme tek başına yeterlimidir

Barış Bertan Günder

birgunder@gmail.com

 

Sürekli ekonomimizin hızlı büyüdüğü ve gelecekte de hızlı büyüyeceği söyleniyor.Ama bunun tek başına yeterli olup olmadığından kimse bahsetmiyor.

 

Eğer tek başına yeterli ise geçmişte yaşadığımız krizlere bir bakmak gerekiyor. Bakıldığında ise bütün krizler öncesinde Türkiye’nin zaten hızlı büyüdüğünü ve krizlere böyle girildiği görülüyor.İthalata dayalı yani amiyane tabirle hormonlu büyüme.

 

Peki günümüzde ne değişmiş bir bakalım.

Heryerde ihracatımız şu kadar arttı böyle rekorlar kırdı diye yazılara sıkça rastlıyoruz. Ama ithalat daha hızlı ve daha büyük rekorlar kırıyor bunları yazana pek raslamadım, bari ben yazayım dedim. Geçen sene Ocak-Kasım döneminde ihracat yüzde 10.9 artarak 102.19 milyar dolar olurken ithalat aynı dönemde yüzde 31 artarak 164.92 milyar dolar olarak gerçekleşti. yani dış ticaret açığı 2009 a göre yüzde 85.7 artarak 62.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2009 da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70.6 iken 2010 kasımda yüzde 55 olarak gerçekleşti.

 

Yine geçmiş verilere bakacak olursanız bu karşılama oranı ne zaman yüzde 50 nin altına inse ekonomik bir krizin patlak verdiği görülür.Yani çok kritik bir seviyeye gelindiğini söylemek yanlış olmaz.

 

Gelelim Cari açığın durumuna,

2009 yılında 14 milyar 297 milyon dolar cari açık vermişiz. GSMH a oranı yüzde 2.3.Oysa aralık ayı tahmini sonuçlarına göre 2010 yılı cari açığımız 47 milyar dolar seviyelerine ulaşacak ve buda GSMH nin yüzde 6.5’ u olarak bir rekor kırmış olacak.

 

Bütün iktisat kitapları cari açık için sürdürülebilir olamaz dediği halde bizde kime sorsanız hep finanse edildikçe problem yok cevabı alırsınız. Belkide bu ülkemizde hep cari açıkla yaşamamızın meydana getirdiği bir alışkanlığın bir sonucu...

 

Bu açıkların oluşmasında bir çok faktör sayılabilir. Geçen yıl toplam 30.9 milyon dolar olan toplam et ithalatının bu yıl 10 kat artarak 311.5 milyon dolara yükselmesi gibi rekor artışların görüldüğü bir çok kalem sayılabilir. Hatta ithalat fiyatlarıyla rekabet edemeyerek geçen hafta Banvit ve Koç holding kırmızı et üretiminden çekildiğini üzülerek öğrenmiş olduk.

Ama büyük resim bize gösteriyor ki, Cari açığımızın kuşkusuz en büyük nedeni 50 milyar dolar civarında gerçekleşmekte olan enerji ithalatıdır.

 

Yani enerjide bu kadar yüksek dışa bağımlılık sürdükçe Cari açığımız bitmez bitemez. Eğer petrol yada doğalgaz üreten bir ülke değilseniz Cari açığınızda varsa bu açığı bitirmek için yapacağınız tek şey vardır.

 

Nükleer enerji...

Ülkemiz de daha yeni yeni santral ihalelerine çıkılırken başta çoğu Avrupa ve gelişmiş ülkelerde Nükleer santrallerin olduğunu görüyoruz.

Örneğin Fransa bizim gibi enerji ithal etmek yerine toplam enerji ihtiyacının yüzde 70 ini nükleer santrallerinden karşılamaktadır.

Rusya ise başta Avrupa ülkelerine ve bize gaz satarken enerji gereksinimini nükleer santrallerinden karşılamaktadır.

Peki biz bu cari açığı nasıl finanse etmişiz bu güne kadar ve gerçekten finanse edildikçe problem yok mu, var mı bir bakalım.

 

Finansman tarafında ise sıcak para olarak tabir edilen kısa vadede gelip daha sonra ülkeyi terk edebilen portföy yatırımlarının payının arttığını görüyoruz.

Net doğrudan yabancı yatırımlar geçen 2010 yılının ilk on bir ayında 4.9 milyar dolar olarak gerçekleşti ve cari açığın sadece yüzde 12 sini karşılayabildi. 2009 yılının aynı döneminde ise bu oran yüzde 59 idi.

2010 ocak-kasım döneminde portföy portföy yatırımları 19.8 milyar dolar olarak gerçekleşerek cari açığın yüzde 48 ini karşıladı. 2009 un aynı döneminde ise sadece 3.5 milyar dolar portföy yatırımı gerçekleşmişti.

 

Bu "portföy yatırıımları" herhangi bir ekonomik yada siyasi bir risk karşısından süratle ülkeyi terk edebildikleri için genelde geçmişte meydana gelen krizlerin ve devalüasyon yangınlarını körükleyen unsur olarak karşımıza çıkmışlardır. 1994 krizi ve ardından gelen 5 nisan kararları bunun en güzel örneğidir ama bunları çabuk unutmuşa benziyoruz.

 

Görüldüğü gibi aslında sadece büyümeyi baz alarak toz pembe tablolar çizemeyeceğimiz geçmişte yaşadığımız açıklar sonucu oluşan krizlere pek benzeyen ve geçmişten ders almadığımızı gösteren bir tablo var ortada.

2001 krizinden ders alınarak sabit kurdan dalgalı kur a geçilmişti ama 10 yıldır doların fiyatının aynı olduğunu görünce aslında bu geçişin TL’nin aşırı değerlenmesinin vermiş olduğu tahrifatı önlemeye yaramadığını yani aslında dalgalı kurun sabit kurdan bir farkının kalmadığını görmekteyiz.

 

Tabi bu kötü sayılabilecek tabloyu Merkez Bankamızda görüyor ve Aralık ayında cari açığı önleyici önlemler almaya başladığını açıkladı...

Peki bu önlemler yeterli olabilir mi ? Daha önce denenmiş mi?

Bunlara da bir sonraki yazımda değineceğim.

 

Bu haber 580 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi