KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
20 Mayıs 2012 Pazar
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Merkez Bankası kararlarının yan etkileri

B.Bertan Günder

30 Ocak 2011, 14:03

B.Bertan Günder

Merkez Bankası kararlarının yan etkileri

Barış Bertan Günder

birgunder@gmail.com

 

Şu an dünyada hemen hemen bütün gelişmekte olan ülkelerde enflasyon endişeleri nedeniyle faiz artışları ve bunun sonucunda da hisse  senetlerde değer kayıpları yaşanıyor. Kuşkusuz bu endişelerin artmasında dünyada son aylarda gıda ve enerji fiyatlarında görülen keskin yükselişlerin rolü büyük. Brezilyada tüfe 2010 yılında %5.9 ile son 6 yılın Rusya’da 58.8 ile son bir yılın ve Endonezya da yüzde 7 ile son 20 ayın en yüksek seviyelerine ulaştı.

Hindistan da ise tüfe %8.3 e yükselirken sadece aralık ayında ülkede gıda fiyatları yüzde 18 arttı. Gelişmekte olan ülkelerde bunlar yaşanırken biz aralık ayı sonuçlarına göre bir rekora daha imza attık. Aralık ayında dış ticaret açığı 8.7 milyar dolar ile tarihinin en yüksek açığına ulaştı.

Böylece dış ticaret açığı yılın tamamında 71.6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aralık ayı cari açık rakamları henüz açıklanmamakla beraber beklenti 49 milyar dolar civarında ve milli gelirin yüzde 6.5 u kadar gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durumda merkez bankamızda enflasyonumuzdaki stabil durumdan da cesaret alarak alarm veren cari açıkla savaşma yoluna girdi.Aralık ve ocak ayında yapmış olduğu toplantılarda önce 0.50 sonrada 0.25 puan politika faizlerini indirdi. Amaç bir yandan kısa vadeli olarak gelen ve büyük boyutlara ulaşmasıyla tehlike arz edecek olan sıcak parayı ülkeden çıkarmak ve kurlardaki yükselmeyle ithalatın önünü kesip ihracata destek vermek şüphesiz.

Ancak kurların yükselmesi aynı zamanda enflasyon yaratmak demek.Çünkü ara mallarda ve enerjide son derece dışa bağımlıyız. Düşen faizlerin kredi talebini arttırmaması içinde mevduat munzam oranlarını arttırıyor.TCBM zorunlu karşılık oranlarını son iki ayda 400 baz puan artırarak vadesiz mevduatta %12 ye ve bir aya kadarki vadeli mevduatta %10 yükseltti.

Peki alınan tüm bu önlemler gerçekten ülkeye sıcak para girişini önleyebilecek mi?Gerçekten düşen faizlerin enflasyonu arttırıcı etkisinin önüne munzam artışlarıyla geçilebilecek mi ve tüm bunlar olurken cari açıkla da mücadele edilebilek mi?

Benzer adımları bir diğer gelişmekte olan ülke olan Brezilyada atmış.Mart ayından bu yana politika faizlerini 4 kez arttırarak %11.25 çekmiş. Bunun üstüne bizden ayrı olarak sıcak para girişini engellemek için yabancı yatırımlara vergi getirilmiş. Buna rağmen yabancılar 2010 yılında ülkeye 68 milyar dolar portföy yatırımları gerçekleştirmiş. Bunun borç senetlerine yapılan yabancı yatırım 30.1 milyar TL ile 1994 yılı hariç en yüksek seviyesine ulaşmış. Hisse senetlerine ise yine 2010’da ki yabancı yatırım 37.7 milyar dolar ile rekor kırmış.

Brezilya’ya yapılan net doğrudan yatırımlar 37 milyar dolar ile cari açığının yüzde 78 ini karşılarken bize yapılan net doğrudan yatırımlar cari açığımızın sadece yüzde 12 sini karşılar hale gelmiş.Buna rağmen Brezilya merkez bankasının döviz rezervleri cari açığının 6 katı iken ülkemizde bu sayı sadece 1.9.

Hindistan ise marttan beri 7 sefer politika faizlerini arttırmış,Çin ise son iki ayda 4 sefer arttırmış. Bu ülkeler politika faizlerini bizim tersimize arttırmalarına rağmen ABD’nin parasal genişlemesiyle başlayıp tüm dünyayı saran enflasyonun önüne set koyabilmiş değiller.

Bir yandan sıcak paraya vergi koymasına rağmen sıcak paranın gelişine engel olamamış bir Brezilya örneği sıcak parayla baş etmenin aslında kolay olmadığını gösterirken, ülkemizdeki cari açığın gelmiş olduğu boyutun cari açığın finansmanı konusunda bizim bu ülkelerden çok daha fazla yabancı yatırımlara ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

MB’nın aldığı tüm bu kararların bir yan etkisi de cari açıkla savaşmak uğruna dünyadan üzerimize zaten gelmekte olan enflasyonun geliş tarihini yapılan faiz indirimleriyle öne çekmiş olduğumuzdur.

Enflasyon kapıyı çaldıktan yani muhtemelen üç beş ay sonra yapılacak sert faiz arttırımları bile biraz geç kalınmış olacağından enflasyonu önlemesine ilişkin tesirlerini çok daha geç almamıza sebep olacak.Tüm bunlar 2011 yılının çok daha zor ve çalkantılı geçeceğini gösteriyor. Nisan ayında MB başkanı Sayın Durmuş Yılmaz’ın görev süresinin dolacağını da belirtelim.

Özetle Cari açık endişeleriyle ekonomiye Merkez Bankamız tarafından verilen hapın yan etkilerinin de çok fazla olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Nitekim piyasa oyuncuları, artık enflasyondaki ve faizlerdeki yükseliş beklentileriyle hazineye düşük faizden borç vermek istemiyorlar.Gösterge tahvilde faizler geçen hafta uzun bir aradan sonra %8’lerin üstüne çıkarken dolar 1.60 TL’nin üzerine yükseldi.

Hisse senedi piyasasında ise başta banka hisselerinde son bir aydır bitmek bilmeyen satışlar yabancı fon çıkışlarının yanında aslında piyasaların, verilen bu hapın ilk sancılarını yaşadığını gözler önüne seriyor.

Bu haber 317 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi