KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
20 Mayıs 2012 Pazar
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Libya'da ki isyanın olası etkileri

B.Bertan Günder

26 Şubat 2011, 00:52

B.Bertan Günder

Libya’da ki isyanın olası etkileri

Barış Bertan Günder

birgunder@gmail.com

 

Libya’da ki isyanın olası etkileri

     Libya’da ki Türk yatırımlarına baktığımızda, Dışişleri Bakanlığı verilerine göre; 2009 yılı itibariyle Libya’da inşaat, tarım, madencilik, imalat ve hizmet sektörlerinde yaklaşık 60 milyon dolar tutarında yatırımı bulunuyor. Libya’da Türk müteahhitleri tarafından üstlenilen projelerin toplam değeri  20,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Libya, müteahhitlerimizin yurt dışında üstlendikleri iş hacmi bakımından Rusya’nın ardından 2. sırada yer alıyor. Libya’da kayıtlı olarak faaliyet gösteren firmalarımızın sayısı 2009 yılı sonunda 115’e ulaşmış. Bu şirketler liman, yol sulama, bina yapımı/ restorasyonu gibi alanlarda projeler üstleniyor. Libya’da yaklaşık 25 bin Türk vatandaşının görev yaptığı belirtiliyor.

 

     Arap ülkelerinde yaşanan isyanlar petrol fiyatlarının yükselmesine ve beraberinde enflasyon beklentilerinin artması sonucunu doğuruyor. TCMB de yükselen emtia fiyatlarına bağlı olarak küresel enflasyon riskine dikkat çekiyor. Bu gelişmeler  yeni sıkılaştırıcı politika tedbirlerini gündeme gelmesine neden oluyor.

 

     Petrol fiyatındaki her 10 $’lık artışın Türkiye’nin ham petrol faturasını 1,2-1,5 milyar $ artırdığı hesaplanıyor. TCMB daha önce emtia fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yapması durumunda para politikasında daha hızlı bir sıkılaştırmaya gidebileceğini söylemişti. Bu risk senaryosunun özellikle 2011’in ikinci yarısından sonra gerçekleşme olasılığının arttığını söyleyebiliriz. Ancak bu durumda para politikasındaki sıkılaştırmanın zorunlu karşılıkların mı yoksa politika faizinin yükseltilmesiyle yapılacağı dış talep, sermaye girişleri ve kredi büyümesindeki görünüme bağlı olarak değişebilecek.

 

     Petrol ihracatçısı bir ülke olarak Türkiye’nin toplam enerji ithalatının %25’ini ham petrol oluşturuyor. Türkiye’nin ham petrol faturası geçen yıl yaklaşık 10 milyar $ iken, petrolün ortalama fiyatı da 80 $ seviyesindeydi. Yapılan hesaplamalara göre ithalat miktarında değişiklik olmadığı varsayımıyla petrol fiyatındaki her 10 $’lık artış, ülkemizin ham petrol ithalat faturasında yıllık 1,2-1,5 milyar $ arasında ek maliyet yaratıyor.

 

     Artan enerji fiyatlarının halen yüksek olan Cari açığımızı daha da arttırması riski bulunuyor. AB ülkelerindeki olumsuz ekonomik görünümün yanı sıra bölgedeki gerginliğin getirdiği belirsizlik ihracatımızı olumsuz etkileyebilecek. Bu da Cari açık üzerindeki riskleri daha da arttırabilecek.

 

     Dünyada ise petrol fiyatındaki yükseliş Hindistan’ın halihazırda yüksek olan cari açığını ve hükümetin petrole uyguladığı teşvik nedeniyle bütçe dengesini olumsuz etkileyebilecek. Bu nedenle Hindistan Merkez Bankası’nın ilave parasal sıkılaştırmaya gidebileceği endişeleri, borsada satışlara sebep oldu. Bu ülkenin gösterge hisse senedi endeksi Sensex, son bir haftada %5’e yakın gerilerken, böylece 2011 yılındaki değer kaybı da %14’e ulaştı.

 

     Bir diğer gelişmekte olan ülke olan Rusya, bugün enflasyona ilişkin endişelerle politika faiz oranlarını 25 baz puan artırarak %8’e ve bankaların zorunlu karşılık oranlarını da %3’ten %3,5’e yükseltti. Rusya borsası, petroldeki yükselişten olumlu etkilenen nadir borsalardan olurken, son bir haftada bu ülkenin MCX endeksi %1,9 değer kazandı. Petrol fiyatındaki artıştan Rusya’nın yanı sıra Kazakistan, Venezüella ve Nijerya gibi petrol ihracatçısı ülkelerin de fayda sağlaması beklenirken, G.Kore, Ukrayna, gibi ülkelerin de olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Enerji ihtiyacını büyük ölçüde kömürden karşılayan Çin’in ise petroldeki yükselişten sınırlı ölçüde etkilenmesi bekleniyor.

 

Fed’in ise parasal genişleme politikası gelişmiş ülkelerde hane halkının yüksek borçluluğu ve servet kaybı nedeniyle kredi artışını getirmiyor. Artan para arzı yüksek işsizlik oranı, atıl üretim kapasitesi ve birim işçilik maliyetlerinin düşmesi nedeniyle gelişmiş ülkelerde enflasyona da sebep olmuyor. Ancak parasal genişleme emtia fiyatlarını artmasına sebep oluyor. Gelişmekte olan ülkeler emtia fiyatlarındaki artışın tetiklediği enflasyonla mücadele etmek için faiz oranlarını artırıyor.

 

     Özetle gerek yüksek gıda fiyatları, gerek Fed in parasal genişleme politikası, gerek Arap ülkelerinde yaşanan isyanların petrol fiyatlarını yükseltmesi dünyada rüzgarın enflasyondan yana estiğini gösteriyor. Bu isyanların Başta Arabistan ve diğer Arap ülkelerine yayılma riski ise piyasaların adeta kabusu. Ama bu olasılığın şu an sadece bir spekülasyondan ibaret olduğunu da söylemek gerekir. Ancak bu gelişmelerden en çok olumsuz etkilenecek ülkelerin bizim gibi enerjide dışa bağımlı gelişmekte olan ülkeler olacağını söylemekte yanlış olmaz. Merkez Bankamızın da bir iki toplantıda daha faiz oranlarında oynama yapmadıktan sonra mayıs haziran gibi politika faiz oranlarında arttırıma gitmek zorunda kalacağı yönündeki görüşümü ise koruyorum. Muzam karşılıklarını arttırmaya ise daha da evvel başlamasını muhtemel görüyorum.

Bu haber 345 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi