| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEOTOMASYON HABERGÜNEŞ HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Nükleer Enerji ve Psikolojik harp
20 Mart 2011, 01:35 Nükleer Enerji ve Psikolojik harp Geçenlerde TİSK önemki bir basın açıklaması yaptı. Medyada fazla yer almadı ama gerçekten çok önemli tespitler içeriyordu. Kuruluş açıklamasında Cari açıkla mücadelenin sadece Merkez Bankasına bırakılmamasını gerektiğine vurgu yaptı. Bundan önceki yazılarımda bunu defalarca anlatmaya çalışmıştım. TCMB, cari açığın orta vadeli hedeften 9.3 milyar dolar saparak 48.6 milyar dolara ulaştığını açıkladı. The Economist dergisinin yayınladığı verilere göre Türkiye 2010 yılında cari açığın büyüklüğü bakımından dünyada 56 ülke arasında Portekizin ardından 2. sırada yer alıyor. Cari açığın GSMH ye oranı Türkiyede %6.4 . Bu oran ülkeleri büyük sorunlar yaşayan Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerden bile yüksek. Peki Türkiye neden bu durumda? Türkiye enerji yatırımlarıyla ilgili önemli adımlar atamadı ; Nükleer Enerji üretimine geçemedi ve Alternatif enerji kaynaklarına yönelmedi. Enerji arzı nerdeyse tamamen ithal edilen doğalgaz ve petrole dayanıyor. Petrol ve doğal fiyatlarındaki değişmeler doğrudan Türkiyenin ithalatını ve cari açığını etkiledi.Türkiye dışsal faktörlere çok bağımlı hale geldi. Tarım sektöründeki destekleme politikası üretimi azalttı. Bu da tarım ürünleri ithalatını arttırdı. Sanayi sektörü üzerindeki üzerindeki yükler azaltılmadığı için sektör benzer üzünler üreten ve ihraç eden diğer ülkeler karşısında rekabette zorlandı. Bu da ihracatı olumsuz etkiledi. Uygulanan yüksek faiz düşük kura dayanan para politikası sonucu olarak TL aşırı değerlendi ve ihraç mallarının fiyatları yükseldi. Türkiyenin ihraç mallarının fiyat esnekliğide düşük olmadığı için ihracat artışı sınırlı oranda kaldı. MB nin uyguladığı politika sonucu faiz oranları yurtdışındaki faiz oranlarının hep üstünde kaldı. Bu durum ülkemize kısa vadeli sermaye hareketlerini yani sıcak parayı teşfik etti. Yabancı sermayenin doğrudan yatırımları ise 2008-2009 krizi nedeniyle büyük oranda azaldı. Özetle Türkiye para bulunca harcadı, ürettiğinden hep daha fazla harcadı ve tasarruf yapmadı ve yapılan bunca özelleştirme gelirleriyle dış borç ana para ve faizleri ödendi ve sonuçta bu noktaya gelindi. Cari açıktan kurtulmanın tek yolu Nükleer enerjidir. Çünkü cari açığımızın oluşmasındaki en büyük etken enerjideki yüksek dışa bağımlılığımızdır. Eğer nükleer enerjimiz olursa dışarıya daha az bağımlı hale gelir daha sağlıklı büyümeye kavuşuruz. Buda bazı ülkelerin bize karşı daha az para kazanmalarına yol açarki bunuda çevrecelik yoluyla engellemeyi bu güne kadar hep başarmışlarıdır.Ülkemizdeki altın gümüş bakır gibi doğal kaynakların çıkartılmasıda çevreye zarar vereceği ileri sürülerek senelerce engellenmiştir. Oysaki işin ilginç tarafı çevreye en az zarar veren enerji kaynarları Hidrolik ve Nükleer enerjidir. Termik santraller ise dünyamıza miras bıraktığı “sera” etkisi neticesi ortaya çıkan küresel ısınmanın en büyük SORUMLUSUDUR. Peki Büyük ülkelerin bir kısmında, petrol ve doğalgaz mevcut iken neden nükleer enerji yatırımı yaparlar? Hidrolikten sonra en ucuz enerjidir de ondan. Hem petrol ve doğalgazın olacak, hem de Nükleer Santrali niye yapacaksın? Rusya, Amerika, Kanada ve İngiltere yukarıdaki soruya en güzel örneklerdir. Çünkü 4.2 milyar dolarlık doğalgazdan elde edilen enerjinin aynısı 200 milyon dolar tutarında Uranyumdan elde edilmektedir. İşte Rusya kendi vatandaşına elektriği ucuz olan Nükleer Santrallerinden vermekte, pahalı olan doğalgazı ise Türkiye’ye satıp yılda 4.2 milyar dolar almaktadır. Çünkü Türkiye yıllık bu miktar gazdan elektrik enerjisi elde etmektedir. Dış ticaret açığımızın 4.2 milyar doları da buradan gelmektedir. Ayrıca bu bedel ile her yıl İKİ nükleer santral yapabilirsiniz!! Kısaca Doğalgaz dan üretilen elektrik enerjisi “yakıt açısından” tam 21 kat daha pahalıdır. Peki Nükleer enerjiye karşı neden bu kadar karşı propaganda yapılmaktadır? Böyle bir propaganda doğrudur ve petrol şirketleri tarafından finanse edilmektedir. Çünkü 1000 MW lık Nükleer Santral, 1 yılda 1.6 milyon ton ham petrol eşdeğeri enerji üretir, hatta petrol fiyatlarının düşmesine neden olabilmektedir. Bu gerçeklerin gereği petrol kartelleri nükleer santral yapımına asla sıcak bakmazlar. Ülkemizde yürütülen nükleer karşıtlığının ana nedeni ise bu teknolojiye İslam ülkelerinin sahip olmasına getirilen kısıtlamadır. Yürütücüsü batı devletleridir ve bir “psikolojik harp” uygulamasıdır. Başarısını ise neticeye bakarak ölçeriz.Batıda 442, Doğuda ise sadece 1 tane Nükleer santral vardır o da Pakistandadır. Batıda yapılan propagandaların amacı ise o ülkedeki Nükleer Santral sayısının artmasını engellemektir. Bu durum ticaretin garip ilişkileri neticesi ve rakipleri zorlamak, kendi ürününü öne çıkarmak adına yapılmaktadır diye ifade etmemiz yanlış olmayacaktır. Bu haber 747 defa okunmuştur.
|
HABER ARAAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||