| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEOTOMASYON HABERGÜNEŞ HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Kanalistanbul ile Gündem Değiştirmek
03 Mayıs 2011, 19:21 Kanal İstanbul İle Gündem Değiştirmek Neden Gündem değiştirilmek istendiğini anlamak için ülkemizdeki Terörden sonra ikinci en büyük sorun olan işsizliğin son durumunada bir göz atalım; En son açıklanan 2011 Ocak ayı verileri 11.9 olarak gerçekleşti. Bu verinin iyiye doğru bir gidişatımı yoksa tam tersimi olduğunu anlamamız için geçmiş verilere bakmamız gerekiyor elbette. 1990 yılında %8.2 olan işsizlik oranı, 2000 yılına gelindiğinde %6.8 seviyesine gerilemiş, ancak yine 2000 yılında yaşanan krizle birlikte 2001 yılında % 8.5 düzeyine ulaşmıştır. 2002 yılında 2001 yılı krizinin etkisiyle işsizlik oranı %10.6’ya ulaşmıştır. 2002 yılında ekonomimizde büyüme yaşanmasına rağmen 2003 yılı Hane Halkı İşgücü Anket sonuçlarına göre işsizlik oranı %12’lere ulaşmıştır. Yani anlaşıldığı gibi şu anki yüzde 11.9 olan işsizlik oranı 2001 yılındaki krizden sonra 2002 yılındaki yüzde 10.6 nın bile üstündedir. Tarım dışı işsizlik yüzde 14.7 olurken, genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 22 olarak hesaplanmış. Bu oran bize gösteriyorki öğreciler hariç gördüğünüz her 5 gençten biri işsiz... Üstelik Türkiye’de işsizliğin bu seviyelerde olması AB ülkeleri ortalamaları ile karşılaştırıldığında yanıltıcı olmaktadır. Nitekim, Türkiye’de kırsal kesim istihdamının göreli olarak yüksek olması dolayısıyla ücretsiz aile işçiliğinin yaygınlığı, işgücüne katılma oranının düşüklüğü ve sosyal güvenceden yoksun düşük verimle çalışanların fazlalığı, işsizlik oranlarının gelişmiş ülkelere göre düşük seviyelerde görünmesine neden olmaktadır. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından hazırlanan İstihdam Raporu'nda, Ocak 2011 döneminde geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 18, 95'e yükseldiği bildirildi. Rapora göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı bir önceki aya göre 0, 78 puan artışla yüzde 18, 95 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizler ilave edildiğinde ise bu oran yüzde 23 düzeyine ulaştı. Resmi 3 milyon 44 bin olan işsiz sayısının, umutsuz işsizlerle 5 milyon 203 bin, gizli işsizlerle 6 milyon 370 bin düzeyinde olduğu belirtilen raporda, işsiz sayısının Ocak 2008 dönemi ile karşılaştırıldığında 453 bin, umudu kesik işsizler dahil edildiğinde 765 bin artmış durumda bulunduğu vurgulandı. Güvencesiz geçici işlerin yoğunlaşmasının işsizlik verilerini olumsuz etkilediği vurgulanan raporda, Ocak 2008 dönemi ile karşılaştırıldığında yaratılan istihdamın yaklaşık yarısının tarım kesiminde gerçekleştiği, tarımın istihdam içindeki payının yüzde 20, 6'dan yüzde 24'e çıktığı, Türkiye'de yoksulluğun en yoğun olarak yaşandığı tarım kesimindeki bu artışın krizde halkın"çaresizliğinin" bir göstergesi olduğu savunuldu. Son 3 yıllık dönemde umudu olmayan işsizlerin sayısının, diğer nedenlerle işsiz sayılmayan ama çalışmaya hazır olanlarla birlikte 312 bin kişi arttığı dile getirilen raporda, bu kişilerin işsiz sayılmadıkları için işsizlik verilerine dahil olmadıklarına işaret edildi. Kayıt dışı çalışanların sayısının ise 1 milyon 130 bin kişilik bir artış gösterdiği bildirilen raporda, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin sayısının kriz öncesinin 460 bin üzerinde gerçekleştiği, geçici işlerde çalışanların sayısının da kriz öncesi döneme göre 285 bin kişi arttığı kaydedildi. Raporun sonuç bölümünde, hükümetin açıklanan işsizlik rakamlarını "büyük bir kıvançla" karşıladığı ifade edilerek, Avrupa-27 içerisinde işsizlik oranının ortalama yüzde 9, 5 düzeyinde bulunduğu ve Türkiye'nin Avrupa'da en yüksek işsizlik oranına sahip ülkelerden biri olduğu vurgulandı.
Bir önceki yazımdada belirttiğim gibi ülkemizin en büyük iki sorunu Terör ve İşsizliktir. Dolayısıyla halkımız asıl bu iki sorunun çözülmesi için çılgın değil ama aklı başında yapısal projeler beklemektedir. Çılgın kanal projesinden önce 30 yıldır bir türlü bitirilemeyen GAP yani Güneydoğu Anadolu Projesinin bitirilmesi daha doğru ve yararlı olacaktır. Çünkü bu projenin bitmesi o bölgedeki hem işsizliğe olumlu katkıda bulunacak dolayısıyla işsizliğin azalmasıyla terör olaylarındada azalma görülecektir. Güneydoğu anadoludaki kalkınmış illerimizde terör diğer heri kalmış yerlere göre daha az görülmektedir. Terörün en çok propaganda malzemesi o bölgenin geri kalmışlığı ve fakirliğidir. Terör örgütü bir yandan iş bulamayan gençleri para ve iş vaadiyle kandırılmakta bir yandanda bölgeye yapılacak yatırımları yaptıkları saldırılarla engellemektedirler. Günümüzde üniversite öğrencilerinin çoğu okulu bitirdiğinde iş bulamamakta bu yüzden yurtdışına gitmenin yollarını aramaktadırlar. Terör ve işsizlikte içinde bulunduğumuz hiçde iç açıcı olmayan tablo karşısında seçime giren bir partinin neden gündemi değiştirmek için 2023 e yönelik çılgın projeler açıkladığını ve bu yolla genel seçimleri sanki bir yerel seçim havasına soktuğunu anlayabiliyoruz. Ülkedeki bu sorunlar, 2023 e bırakılamayacak kadar acil ve daha önemlidirler ve geçtiğimiz 8 yıllık süreçte giderilememişlerdir. Bitirilmesi gereken 30 yıllık proje GAP daha bir türlü bitirilememişken başka projeler üretmek gündem değiştirmekten başka birşey değildir. Buna verilecek en güzel cevap olsa olsa KANALİSTANBUL bir hayaldir, sen gel önce GAP’ı bitirttir... Bu haber 348 defa okunmuştur.
|
HABER ARAAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||