| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEOTOMASYON HABERGÜNEŞ HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Cari Açığın İlacı Nükleer Enerjidir
17 Mayıs 2011, 00:19 Cari Açığın İlacı Nükleer Enerjidir Mart’ta cari işlemler açığı 9,8 milyar $ ile beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşti. Beklenti: 8,2 milyar dolardı. Cari açık rakamı 2010 Mart ayının yaklaşık 2 kat üzerinde. 12 aylık kümülatif cari açık rakamı ise 60,5 milyar $’a ulaştı. Dış ticaret açığındaki artış cari işlemler açığındaki yükselişte etkili oluyor: Mart’ta ihracat %17, ithalat %45 arttı. Heryerde ihracatımızın rekorlar kırdığı yazılırken, yılbaşından beri yazdığım yazılarda uygulanan yüksek reel faiz ve düşük kur politikası sonucu dış ticaret rakamlarındaki dolayısıyla cari acıktaki kötüleşmeye dikkat çekmiştim. Bu kötü gidişatı en yakındasn hisseden ihracatçı sanayicilerin isyanına ülkemizin birbirinden değerli ekonomi otoriteleri “finanse edildiği sürece bir problem olmaz” tarzı yaklaşımlarla konuyu geçiştirirken, Merkez Bankamızdanda benim kur hedefim yok tarzı açıklamalarla adeta kayıtsız kaldı. Şimdi aynı ekonomi otoriteleri nihayet “evet cari açıkta sorun var ama panik yapmaya gerek” yok tarzı açıklamalar yapıyorlar. Evet belkide bu dönemde söylenecek tek birşey kaldı o da aman panik olmasın. Çünkü cari açığın şu anki geldiği nokta, ekonomide potansiyel bir krizin oluştuğunu gösteriyor bize. Sadece bu bombanın fitilinin ateşlenmesi gerekiyor. Geçmiş krizlere baktığımızda bu fitili ateşleyen unsurun genelde ülkeden aniden çıkmak isteyen sıcak paranın olduğunu görüyoruz. Bu sıcak para hemen çıkmak isteyince bunu gören piyasadaki diğer oyuncularda panik halinde bu kervana katılıyor ve kurlarda olağanüstü bir sıçrama meydana geliyor. Peki bu sıcak para bir ülkeden neden çıkmak istiyor? Hükümetler eğer uluslararası sermayeyi yönetenlerin hoşuna gitmeyecek tarzda işler yapmaya başlarsa ülkeyi terketmek istiyorlar. Yani ülkeye giren paranın karşılığında o ülkeden bazı siyasi ve ekonomik kararlar almasını istiyorlar. Siyasi olarak yeri geldiğinde bazı ülkelere gereksiz bir yakınlaşma istenirken bazı komşu ülkelere sonucunda milyarlarca dolar zarara neden olacak amborgalar uygulanması istenebiliyor yada yeri geldiğinde ülkenin üniter bütünlüğüne zarar verebilecek yasaların meclisten geçirilmesini isteyebiliyorlar. Ekonomik alanda ise özelleştirmeler yapılması isteniyor ve bir bakıyorsunuz ülkelerin en starejik ve karlı kuruluşları bile 3-4 yıllık karları fiyatına yabancılara satılabiliyor. Dahası bu şirketlerden elde edilen özelleştirme gelirlerinin büyük bir kısmı dış borç faiz ve anapara geri ödemesi olarak uluslararası sermayeye geri veriliyor. Ama eğer o ülke istenmeyen ama kendi menfaati gereği bağımsız hareketler içerisine girerse örneğin istenmeyen bir ülkeyle yakınlaşır yada başka birlik arayışlarına girerse yada ekonomik olarak bazı stratejik unsurlarını özelleştirmeye açmaz yada bazı siyasi istekler geri çevrilirse o zaman sıcak paranında çıkma zamanı gelmiş oluyor. Yani bir ülkede cari açığın olması demek, o ülkenin bu açığını ülkeye yabancı para girişleriye finanse etmesine muhtaç olması demektir. Bu yabancı parada kara kaş kara göz için gelmemekte, gelmek için belli isteklerde bulunmaktadır. Mesela dünyadaki en yüksek reel faizi isteyebilmektedir. ( Ülkemizde, faizler şurdan buraya düştü denilen son on yılda bile, dünyanın en yüksek reel faizini veren ülkelerden biri olmuştur.) Bunun üstüne birde siyasi istikrar istemektedirki ülkede siyasi riskler oluşmasın. Bunun sonucunda ülkeye sıcak para girişleriyle kurlar senelerce yerinde saymakta ve milli para aşırı değerlenmektedir. Bu aşırı değerlenmenin sonucundada sürekli artan maliyetlere karşı zorlanan ekonomiyi ayakta tutan ihracatcı şirkerler ya kapanma yada yabancı ortak bulma kıskacına girmektedirler. Özetle Cari Açığı olan ülkeler hem ekonomide hemde siyasi olarak bağımsız hareket edememektedirler. Cari açığımızın en büyük nedeni dış ticaret açığımızdır. Dış ticaret açığımızın en büyük nedeni ise enerjide dışa olan yüksek bağımlılığımızdır. 2010'daki 71.6 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın 34 milyar dolarla yani yaklaşık yarısı, "net" enerji ithalatından kaynaklandı. Ham petrol ve doğal gaz ile akaryakıt, sıvılaştırılmış petrol gazı ve kömür gibi enerji maddeleri ithalatına ödenen net fatura ise 40 milyar doları aştı. Bu yıl enerji ithalatının faturasının 50 milyar doları bulması bekleniyor. Cari açık sorununu aşmamızın tek yolu Nükleer Enerjidir. Nükleer Enerji bizim gibi petrolu ve doğalgazı olmayan ülkeler için bağımsızlık demektir. Enerji ithalatımızın büyük bir kısmını gerçekleştirdiğimiz Rusya bize doğalgazını satarken kendisi elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını nükleer santrallerinden 21 kat daha ucuza karşılamaktadır. Bu yolla şimdiye kadar bizden kazandığı parayla bize kuracağı santralleri çoktan bedavaya getirmiştir bile. Santrallerde üretilecek enerjiye muhtemelen ortak olacak olmasıda cabasıdır. Ancak ne zaman Nükleer santral yapılması gündeme gelse hemen çevreci kisvesi altında citti bir aleyhte propaganda yürütülmektedir. Tıpkı altın ve gümüş rezervlerimizinde çıkarılmasının yine aynı gerekçelerle senelerce engellenmesi gibi. Çevreye tabiki zarar vermeyelim ama dünyada 442 tane nükleer santral varsa ve bunların 441 tanesi batıdaysa batı ülkeleri çevreye daha mı az duyarlılar acaba. Hani çevre konusunda da AB ülkelerinide örnek almayacakmıydık? Sürekli cari açık vererek dışa bağımlı olarak yaşayıp fakirleşmek daha önemsiz olabilirmi bir ülke için. Neden elektiriği nükleer enerjiden üretmek varken ülkenin heryerine boru döşeyip, ondan 21 kat daha pahalı olan doğalgazdan üretmeye çalışırız acaba. Hiçbir ülkenin enerjide sadece tek ülkeye bağımlı hale gelmesi doğru değildir. Doğalgaz ithalatımızın büyük bir kısmını yaptığımız Rusyaya, yaptırılması düşünülen Nükleer Santral gibi yüksek karlı ve stratejik bir yatırımın mutlaka devlet eliyle ve ortaklığıyla yapılması gerekir. Başlangıçta bütçeye bir yük getirecek gibi görünsede ileride geri dönüşümü çok yüksek olan bu yatırımın bütçeyi ve cari açığımızı çok rahatlatacağı ayrıca sıcak paraya olan mecburiyetimizide hafifleteceği aşikardır. 4.2 milyar dolarlık doğalgazdan elde edilen enerjinin aynısı 200 milyon dolarlık uranyumdan elde edilebilmektedir. Bu nedenle Nukleer Enerji yatırımının Kanalistanbul gibi yatırımlara göre ekonomimiz için çok daha faydalı bir yatırım olacağını söylemek yanlış olmaz. Mevcut durumda ise günü gelirde bir gün menfaatler çatışırda Rusya doğalgaz vanasını kapatırsa, ( ki bu AB ye giden Rus gazında Ukrayna ile arasındaki bir sorun yüzünden yaşanmış ancak AB ülkelerinin Nukleer santrallerin varlığı yüzünden doğalgaza bağımlı olmamaları nedeniyle fazla olumsuz etkilenmemişlerdir. ) fabrikaları elektrik yokluğundan çalışamayan sanayicilerimiz ile çevrecilerimiz birlikte pikniğe giderler artık. Hem artık o zaman işsizlik sorununuda kökünden halledivermiş oluruz... Bu haber 615 defa okunmuştur.
|
HABER ARAAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||