KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
22 Mayıs 2012 Salı
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Merkez Bankası ve Orta Vadeli Program

B.Bertan Günder

16 Ekim 2011, 22:22

B.Bertan Günder

Merkez Bankası ve Orta Vadeli Program

Ne yalan söyleyeyim geçenlerde açıklanan ( OVP ) Orta Vadeli Programı gördükten sonra kafam allak bullak oldu. Tam bir tutarsızlıklar zinciri diyebilirim. Merkez bankası ayrı telden çalıyor hükümet ayrı telden. Hangisinden başlayayım bilmiyorum.

Merkez bankasından başlayayım,

 

Bu senenin başlarında hatırlarsınız, 2001 den beri neredeyse 10 senedir artan gider ve maliyet artışlarına rağmen kurların aynı seviyede kalması nedeniyle ihracatçılar isyan etmiş bunun karşısında Merkez bankası benim bir kur hedefim yok, kurlar piyasada serbestçe belirleniyor ben karışmam demişti.  Ama şu an bakıyoruz meğer Merkez bankasının bir kur hedefi varmış. Çünkü ne zaman dolar tl 1,90 a yaklaşıyor piyasaya yüksek montanlı dolar satış ihaleleri açıyor. Kurlar bunun üzerine gerilediğindede ihalelerin tutarını azaltıyor yada iptal ederek satış yapmıyor. Hani kurları piyasa belirlemeliydi. Sen şu anda piyasaya müdahele ederek, kurları piyasanın belirlemesine izin vermemiş olmuyormusun. O zaman demekki yeri geldiğinde müdahale etmek mübah. Peki ihracatçılar isyan ederken neden kurların en azından ( mesela 1,50 seviyelerinde ) kalmasına çalışmadın. Eğer bunu o zaman yapsaydın ithalat bu kadar patlamayacak, ihracat daha destek bulacak cari açığımızda bu kadar yüksek boyutlara ulaşmayacaktı. Cari açıktaki kötü gidişatı sene başında yazdığım yazılarda belitrmiştim.

 

Yine sene başlarında Arap isyanları AB borç krizinin alevlenmesiyle ülkemizden çıkmaya başlayan sermaye karşısında Merkez bankası, cari açıkla mücadelede piyasayı soğutmada sadece munzam oranlarını arttırarak kredi maliyetlerini yükseltip kredileri frenlemek istedi. Bunun yetmeyeceğini yine yazılarımda açıkça nedenleriyle belirttim. Acele atmeyin sene sonunda kredi büyüme hızı yüzde 25 e düşecek dedi Merkez Bankası. Şu an kredi büyüme hızı yüzde 38 lerde ve merkez bankası munzam oranlarını tam tersi düşürmeye başladı. Halbuki piyasayı soğutmada Merkez bankasının elinde çok daha güçlü bir silah var. Faiz arttırımı... Ama bunu kullanmadı. Neden çünkü faiz arttımını tartışınca faiz lobicisi oluyorsunuz. Malum hükümetin sıfır faiz ideali var. Ona karşı gelmek olurmu hiç...

 

Üstelik o dönemde FED in parasal genişleme tam gaz gidiyor çil çil karşılıksız dolarlar basılıyor ve bunun karşısında dolardan kaçan para emtialara altına hatta gıda kontratlarını giderek fiyatları şişiriyor ve tüm dunyada bir enflasyon dalgası yaratıyordu. Bunun karşısında enflasyonla mücadele için Brezilya, Rusya, Çin gibi ülkeler ard arda faiz arttırımları yapıyordu. Bizim gibi ithalatı yüksek bir ülkeyede bu enflasyonun yansımaması mümkün değildi ama biz buna karşı ne yaptık.  Faiz indirimi...

 

Faiz indirimi enflasyonun göz ardı edildiğini göstermiyordu sadece. Aynı zamanda piyasaları soğutmadanda vaz geçildiğini ve cari açıkla mücadelede sadece kurların yüksek tutulmasına bel bağlandığını ve artık büyümenin düşmemesine daha çok önem verildiğini gösteriyordu. . Bu dönemde üç ay önce “ Sonbaharda enflasyonu konuşacağız” başlıklı yazımda çok güçlü bir enflasyon dalgasının üzerimize doğru geldiğini yazmıştım. Oysaki o dönemde kurlar yukarı doğru giderken Merkez bankası kurların enflasyona etkisi düşük bu yüzden enflasyon hedefinden çok sapma olmayacak diye açıklama yapıyordu. Şimdilerde belli oldu ve artık Merkez Bankasıda kabul ettiki yılsonu tüfe ve çekirdek enflasyon benim tahminim olan 7,5 luk seviyenin bile üstünde yüzde 8 e yakın olacak.

 

Oysa zamanında faiz arttırımı yapılıp piyasa soğutulsaydı enflasyon en az 2 puan daha aşağıda alur bizde Merkez bankasını 5,5 olan enflasyon oranını tutturduğu için tebrik ederdik. Üstelik faiz arttımı sonucunda ve bunların kredileri faizinide yukarı itmesiyle piyasa soğuyacak böylece cari açık/gshyıh oranı yılsonunu yüzde 9,5 lar seviyesinde değil 7,5 lar seviyesinde kapatırdı. Yani görünen o ki Merkez bankası ne enflasyonla nede cari açıkla mücadelede başarılı olamayacak. Merkez banasının 2012 için 5,5 luk enflasyon hedefine bu durumda artık kim inanır ki. Zaten doğalgaz ve elektrik zamlarından sonra yapılan bu vergi artışları enflasyonu 1-1,5 puan daha enflasyonu yukarı çekecek. Oyasaki seçimlerden önce hükümetten seçimden sonra zam ve vergi artışları olmayacağına yönelik bol bol açıklamalar duymuştuk.

 

Gelelim Orta Vadeli Program ile Merkez bankası arasındaki çelişkiye. Hükümet programında 2012 yılında cari açık/gsyih oranı yüzde 8 olarak beklendiği belirtiliyor. Bu daha mantıklı bir tahmin. Ama faiz indirerek genişlemeci politikalar uygulayan Merkez bankası ise seneye cari açık yüzde 5-6 arasında gerçekleşir diyor. Hem iç piyasayı sıcak tutacaksın hem Avrupa durgunlukla pençeleşecek ama cari açık düşecek diyor. Böyle bir şey hiçde gerçekçi değil.

 

Hala yeterli oranda vergi toplayamayan hükümet bunun acısını yine dolaylı vergilere yüklenerek zenginden değil vatandaştan çıkarmaya çalışıyor. Benzinde yüzde 70 lere varan vergi yükünden sonra 12.000 tl lik bir ithal otomobilin fiyatı son vergi düzenlemeyle 30.000 tl ye çıkmış durumda. Böylece dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz en pahalı etini yiyoruz en pahalı iletişim vergilerini ödüyoruz derken en yüksek dolaylı vergilere sahip ülkeside olarak bu konudada bir hayalide daha gerçekleştirmiş olduk.

 

Cari açık demek kısaca kazandığımızdan daha fazla harcıyoruz demek. Yani hiç tasarruf etmiyoruz demek. Geçen yazılarımda bol bol kredi almak yerine tasarruf etmemiz gerektiğinin altını çizmiştim. Orta vadeli programa bakıldığında bir bütçe tasarrufununda olmadığını görüyoruz. Vatandaş borçlanacak ve harcayacak kamuda altyapı harcamalarına tam gaz devam edecek. Ama tüm bunlar olurken cari açıkta nasıl olacaksa bir yandanda düşecek. Orta Vadeli Program süresince yani 3 yıl boyunca tl nin değer kaybı sadece yüzde 9 olarak öngörülmüş. Yani bu enflasyona rağmen tl yine maşallah döviz sepetine karşı reel olarak değer kazanacak demektir. O zaman ihracatçı yine darbe yiyecekse dış ticaret açığı ve cari açık nasıl  bu kadar düşecek. Enflasyon kümülatif olarak önümüzdeki süreçte yüzde 20 leri bulacakken devalüasyon yüzde 9 da tutulursa bu iç talebi pompalamayacakmı. Büyüme hedefi seneye yüzde 4 gibi yüksek kalacak deniyorsa enflasyon nasıl 5,75 e düşecek anlaşılır gibi değil.

 

Anlaşılan o ki, hükümet piyasanın soğumasını istemiyor. Bir şekilde piyasa canlı kalsın insanlar kredi çeksin ev alsın harcasın yatırımlar karşılıksız kalmasın istiyor. Enflasyon konusundada hesaplanış yönteminin değiştirilmesi ile ilgili hükümetin çalışma yaptığınıda duyuyoruz. Vatandaş hissettiği enflasyonu açıklanan enflasyon rakamlarında dahada fazlasıyla bulamaz hale gelebilir. Cari açığa karşı hiçbir yapısal önlem orta vadeli programda yer almazken cari açık bir süre daha bu seviyelerde kalacak olan yüksek kur fiyatlarına emanet edilmiş durumda.

Bu haber 127 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi