KAPAT
Elektrik,Enerji,Aydınlatma,Proje,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
22 Mayıs 2012 Salı
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

GOOGLE TRANSLATE

OTOMASYON HABER

GÜNEŞ HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Cari Açık,Terör ve 1993

B.Bertan Günder

27 Ekim 2011, 16:16

B.Bertan Günder

Cari Açık,Terör ve 1993

TCMB geçen hafta kısa vadeli faizleri aniden arttırma kararı aldı. Bu aslında faizlerin üzerinde yükselen enflasyonun sonucu olarak bireken yükselme eğiliminin bir patlaması sonucunu doğurdu. Patlama diyoruz çünkü gösterge bononun faizi 8,30 lardan 9,90 lara kadar yükselmiş durumda. Peki bunu kısa vadeli faizleri neden arttırmak istedi TCMB.

Çünkü fon yöneticilerinin kısa vadeli repo piyasasında kendisinden para alıp dövizde sepekülatif işlemler yaptığını düşünüyordu. Aslında TCMB  faizleri çok daha önce arttırılması gerekirken bir de üstüne üslük faiz indirimi yapınca kurların dahada cazip haline getirilmesine sebep olan yine kendisiydi. Kurların değer kazanmasını birazda cari açıkla mücadele için göz yummuştu. Ama piyasadaki 8,30 lardaki faiz oranlarıda gerçeği yansıtmıyor fonlar o seviyelerdende alım yapmak istemiyorlardı.

TCMB kısa vadeli faizi arttırarak fonların kurlarda trade etmesinin önledi ama hazine 8,30-8,50 faizle istediği kadar borçlanabiliyorken şimdi 9,70 lerden yani çok daha pahalıya borçlanmak zorunda kalacak. Bu faiz eninde sonunda artacaktı belki ama bir anlamda öne çekilmiş oldu.
Şimdi burada kim kazandı kim kaybetti. Sonuçta hazinenin borç çevirebilmesi için borç almaya ihtiyacı var. Ve bunu en düşük maliyetle gerçekleştirmesi en istenen şey olmalı muhakkak.

Kurların belki yükselişine devam etmeside ekonomi için bir tehdit olacaktı ama unutulmamalı ki TL nin fazla değerlenmeside bu ortamda yüksek cari açık veren ekonomimiz içinde daha fazla tehdittir. Bunun için kurların bu seviyelerde kalması belkide en mantıklısı olacaktır.

TCBM kısa vedeli faizleri arttırmasına rağmen politika fazini niye arttırmıyor? Zaten kısa vedeli faizi arttırarak piyasaya faiz arttırım sinyali vermiş oldu ama neden politika faizini arttırmamakta ısrar ediyor. Acaba faiz arttırımı olmayacak yada reel faiz verilmeyecek diye verilen sözden dönülmekmi istenmiyor. Politikacıya ayrı piyasaya ayrı faiz oranı olurmu.

TCBM daha önce kurlardaki yukarı hareketin spekülatif olduğunu açıklamıştı. Bende açık pozisyon nedeniyle kurumsal talep geldiğini yazmıştım. Başkan Başçı dünkü açıklamasında “biz dövizi yerleşiklere sattık onlarda pozisyon kapattılar” diyerek beni teyit etmiş oldu. Başkan “şu an tl bir miktar aşırı değersiz görünüyor” diye açıklama yapabiliyorsa dolar kuru 1,15 lerdeyken neden tl bir miktar aşırı değerli görünüyor diyemezmiydi. Deseydi belkide 2011 yılında cari açık bu kadar patlamayacak krize karşı daha dayanıklı olacaktık. TCBM bunu cari açıkla mücadelede için ithalatı baskılamak için kurların yükselmesine göz yuımdu ise şimdilerde niye TL nin güçlenmesi için son çeyrekte sıkılaştırma tedbirleri uygulayacağını açıklıyor ? Cari açık sorunu ortadan kalktımı yoksa yine günü kurtarmayamı çalışıyoruz.

Burada verilecek cevap olsa olsa evet günü kurtarmaya çalışıyoruz olur. Çünkü cari açığı bitirmeye yönelik alınan yapısal tedbirler hala çok yetersiz. İthal aramalının yerli üretimle ikamesi konusunda hala citti adımlar atılmıyor. Yenilenebilir enerji ve Nükleer enerji konusundada atılan adımlar var ama onlarda kısa vadede bir çözüm içermiyor ve bu konudada çok geç kalmış durumdayız. Heryere boru döşeyip yok mavi akım yok şahdeniz akım adı altında Türki cumhuriyetlerinin yada Rusyanın doğalgazını Avrupaya taşımak bizim cari açığımızı bitirecek tedbirler değil kuşkusuz.

Zamanında bu kardeş dediğimiz doğalgaz kaynaklarıyla zengin Türki Cumhuriyetleriyle yakınlığımızı kullanıp zengin petrol ve doğalgazın çıkarımına ortak olup Avrupaya satılmasıyla ilgili anlaşmalar yapabilseydik şimdi cari açık diye bir sorunumuz olmaz çok daha güçlü bir ülke olurduk. Ancak biz sonu olmayan AB üyelik macerasıyla oyalanırken bu anlaşmaları abd ve ingilizler çoktan yapmışlardı bile.

Kuşkusuz bu duruma gelmemizde geçmişte uygulanan yanlış politikaların bir sonucu. Nükleer enerji konusunda ve Altın gibi değerli madenlerin çıkartılmasında hep çevrecilerin etkisiyle adım atılamamış. Atılan adımlarda çoğu zaman mahkemelerden geri dönmüş. Türki Cumhuriyerlere yakınlaşma yerine Ermenistana yakınlaşmaya çalışan, koşularla sıfır problem sloganıyla yola çıkıp Suriye ile savaşın eşiğine gelen Irak, kıbrısta vermedik taviz bırakmayan içerde özerklik ilanına kadar varan bir sürece sokulmışuz.

Bugünlere gelmemizde kuşkusuz nedense 1993 yılında peşpeşe gerçekleşen olayların çok etkili olduğu görülüyor. Bugün yaşadığımız en büyük iki sorunumuz Cari açık ve Terör meselesi... 1993 yılında Özal Türki Cumhuriyetleri gezisinden döndükten sonra bir dizi anlaşmalar arefesinde vefat etmişti. Yine bu dönemde Barzani ile Talabani sık sık Ankarada yeşil pasaportlarıyla dolaşıyor terör neredeyse bitme noktasına gelmiş ve son MGK da askerler bile genel af ister konuma gelmişti.
Bakın ondan sonra neler olmuş, yorum sizin,

- 8 Ocak 1993     Meclis Başkanı Yekta Güngör Özden ölümle tehdit edildi.
- 24 Ocak 1993     Uğur Mumcu öldürüldü.
- 5 Şubat 1993     Adnan Kahvecinin şüpheli trafik kazası ile ölümü.
- 17 Şubat 1993    Eşref Bitlis uçağı şüpheli bir şekilde düştü. Daha öncede içinde bulunduğu helikoptere çekiç güç uçakları tarafından taciz atışı yapılmıştı.
- 17  Nisan 1993  Turgut Özal ın vefatı.
- 25  Mayıs 1993  Bingölde silahsız terhis edilmiş erlerin bulunduğu otobüsteki erler tarandı. ( bir gün evvelki MGK da ateşkes ve genel af konuşulmuştu )
- 17 Haziran 1993 Azerbeycan ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey devrildi...

 

 

 

 

Bu haber 104 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi